Ağustos Böceği ile Karınca masalı, çalışkanlığın ve geleceği düşünmenin önemini anlatan en ünlü La Fontaine fabllarından biridir. Anı yaşamanın keyifli olduğunu ama sorumluluklarımızı unuttuğumuzda bunun ne gibi sonuçlar doğurabileceğini gösteren bu eğitici hayvan masalı, her yaştan okura değerli bir ders verir.
Çalışkan Karınca ve Tembel Ağustos Böceğinin Hikayesi
Güneşin yeryüzünü ısıttığı, çiçeklerin en güzel renkleriyle açtığı pırıl pırıl bir yaz günüydü. Ağustos böceği, elinde sazı, bir ağacın gölgesine uzanmış, neşeyle şarkı söyleyip dans ediyordu. Onun için hayat, o andan ibaretti. “Ne güzel bir gün!” diyordu kendi kendine. “Çalışmak da neymiş? Önemli olan anın tadını çıkarmak.”
O sırada yanından, sırtında kendisinden kat kat büyük bir buğday tanesiyle zar zor yürüyen bir karınca geçti. Karınca, yorgunluktan kan ter içinde kalmıştı ama yuvasına bir lokma daha götürebilmek için var gücüyle çabalıyordu.
Ağustos böceği, karıncanın bu çalışkan haline bir anlam veremeyerek seslendi: “Hey, komşu karınca! Dur biraz soluklan. Bu güzel günde neden kendini bu kadar yoruyorsun? Bırak o ağır yükü de gel yanıma, birlikte şarkı söyleyelim, dans edelim.”
Karınca, sırtındaki yükü bir anlığına yere bırakıp alnındaki teri sildi. “Keşke senin kadar rahat olabilsem, ağustos böceği kardeş,” dedi. “Ama kış için yiyecek biriktirmem gerekiyor. Şimdi çalışmazsam, kışın soğuğunda aç kalırım. Sana da aynısını yapmanı tavsiye ederim. Bu güzel günler sonsuza dek sürmeyecek.”
Ağustos böceği bu sözlere kahkahayla güldü. “Aman komşum, sen de çok evhamlısın! Kışa daha aylar var! Ben anı yaşarım. O günler gelince bir çaresine bakarız. Endişelenmeye hiç gerek yok,” dedi ve sazını yeniden eline alıp neşeli bir melodi çalmaya devam etti. Karınca ise “Sen bilirsin,” der gibi omuz silkip zorlu yoluna devam etti ve bütün yaz boyunca bir gün bile durmadan çalıştı. Yuvasını ağzına kadar yiyecekle doldurdu.
Yaz bitti, sonbahar geçti ve sonunda bembeyaz, dondurucu kış günleri geldi çattı. Her yeri kalın bir kar örtüsü kapladı. Ağustos böceği, artık ne şarkı söyleyecek ne de yiyecek tek bir yeşil yaprak bulacak haldeydi. Soğuktan tir tir titriyor, açlıktan midesi gurulduyordu. Sıcacık yaz günlerinde söylediği neşeli şarkılar, şimdi yerini acı bir pişmanlığa bırakmıştı.
Aç ve bitkin bir şekilde, aklına bütün yaz çalışıp didinen karınca geldi. Sürüne sürüne karıncanın sıcacık yuvasının kapısını çaldı.
“Komşu karınca,” diye yalvardı zayıf bir sesle. “Ne olur yardım et. Çok açım. Bana ödünç olarak bir parça yiyecek verir misin? Söz, yaz gelince sana borcumu fazlasıyla öderim.”
Karınca kapıyı araladı ve karşısında soğuktan donmak üzere olan ağustos böceğini gördü. “Bütün yaz boyunca ne yaptın peki?” diye sordu. “Ben sırtımda yük taşırken sen neden kendine yiyecek biriktirmedin?”
Ağustos böceği utançla başını eğdi. “Ben… Ben saz çaldım, şarkı söyledim, dans ettim.”
Karınca başını iki yana salladı. “Öyle mi?” dedi sert bir sesle. “Madem bütün yaz saz çalıp şarkı söyledin, o zaman şimdi de biraz oyna bakalım da ısın!” Ve kapıyı ağustos böceğinin yüzüne kapattı.
O günden sonra ağustos böceği, eğlenmenin güzel olduğunu ama hayatta kalmak için çalışmanın ve geleceği düşünmenin de ne kadar önemli olduğunu çok acı bir şekilde anladı.
Bu hikaye gibi daha fazla fabl okumak isterseniz, en sevilen fabl örnekleri yazımıza göz atabilirsiniz. Ayrıca diğer hayvan masalları da ilginizi çekebilir.
Masalın Ana Fikri
Ağustos Böceği ile Karınca masalı, bugünün keyfi için yarının sorumluluklarını ihmal etmemek gerektiğini anlatır. Eğlenmek ve dinlenmek ne kadar önemliyse, zamanında çalışıp geleceğe hazırlık yapmak da o kadar hayatidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ağustos Böceği ile Karınca masalı kimin eseri?
Bu fablın en bilinen versiyonu Fransız yazar Jean de La Fontaine’e aittir. Ancak hikayenin kökeni Antik Yunan yazarı Ezop’a dayanmaktadır.
Ağustos böceği neden çalışmaz?
Çünkü anı yaşamayı, eğlenmeyi ve şarkı söylemeyi çalışmaktan daha önemli görür ve kışın geleceğini düşünmez.
Karınca ağustos böceğine yardım eder mi?
Masalın klasik versiyonunda karınca yardım etmez ve ona ders vermek için ‘Yazın çaldın, kışın oyna’ der.
