Şehir Faresi ile Tarla Faresi masalı, huzurun ve güvenliğin, lüks ve zenginlikten daha değerli olabileceğini anlatan klasik bir Ezop fablıdır. Bu düşündürücü hikaye, farklı yaşam tarzlarını karşılaştırarak mutluluğun gerçekte ne anlama geldiğini sorgulatır ve çocuklara önemli bir hayat dersi sunar.
Mütevazı Tarla Faresi ve Zengin Şehir Faresi
Bir zamanlar, biri şehirdeki büyük ve görkemli bir evin kilerinde, diğeri ise kırlardaki sakin bir buğday tarlasında yaşayan iki fare kuzen varmış. Şehir faresi, her gün insanların sofrasından artan çeşit çeşit peynirler, pastalar, kekler ve meyvelerle ziyafet çekerken, tarla faresi ise topraktan çıkardığı taze kökler, başaklar ve bulabildiği basit arpa taneleriyle yetinirmiş. Hayatı basit ama huzurluymuş.
Bir gün şehir faresi, köydeki kuzeninin mütevazı hayatını merak edip onu ziyaret etmeye karar vermiş. Tarla faresi, şehirli kuzeni geleceği için çok heyecanlanmış. Misafirini en iyi şekilde ağırlamak için bütün gün uğraşmış, en dolgun buğday tanelerini, en taze otları ve en tatlı kökleri bulup ona özenle bir sofra hazırlamış. Ancak şehir faresi, bu basit sofrayı görünce burnunu kıvırmış.
“Sevgili kuzenim,” demiş küçümseyen bir tavırla. “Sen bu hayata nasıl dayanıyorsun? Bu kuru yiyecekler de ne? Hayatını boşa harcıyorsun. Gel benimle şehre de, sana gerçek bir ziyafetin, bolluğun ve zenginliğin ne demek olduğunu göstereyim. Bu hayat, karıncalara layık, senin gibi bir fareye değil.”
Tarla faresi, kuzeninin anlattığı o parlak ve heyecan verici hayata özenmiş ve teklifini kabul etmiş. Birlikte şehrin yolunu tutmuşlar. Şehirdeki büyük eve vardıklarında, tarla faresi gördükleri karşısında gözlerine inanamamış. Mutfaktaki masanın üzeri, daha önce hayal bile edemeyeceği kadar çok ve çeşitli yiyecekle doluymuş: en lezzetli peynirler, şekerli pastalar, kremalı tatlılar, sulu meyveler… Koku başını döndürmüş.
“İşte hayat bu!” demiş şehir faresi gururla. “Hadi, çekinme, en güzelinden başla.”
Tarla faresi, tam en lezzetli peynire uzanacakken, birden kapı gıcırdayarak açılmış ve içeri iki tane kocaman, korkunç görünümlü kedi girmiş. Şehir faresi, “Kaç, kuzen, çabuk ol!” diye bağırarak kendini en yakın duvar deliğine zor atmış. Tarla faresi de daha önce hiç bu kadar korkmamış bir halde, can havliyle onu takip etmiş. Kalpleri korkudan güp güp atarak, nefeslerini tutup kedilerin gitmesini beklemişler.
Tehlike geçtikten sonra, titreyerek delikten çıkmışlar. Şehir faresi, “Boş ver, olur böyle şeyler, alışırsın,” demiş rahat bir tavırla. “Hadi şu tatlıya bakalım.” Ama tam o sırada, evin hizmetçisi elinde bir süpürgeyle mutfağa girmiş ve onları gördüğü gibi “Defolun pis fareler!” diye bağırarak kovalamaya başlamış. İki fare, tekrar canlarını zor kurtarmış ve başka bir deliğe sığınmışlar.
Tarla faresi, artık dayanamamış. “Hoşça kal, kuzen,” demiş kararlı bir sesle. “Senin bu lüks ve zenginliğin senin olsun. Ben, her an ölüm korkusuyla yiyeceğim bir lokma pasta yerine, kendi tarlamda huzur içinde yiyeceğim bir avuç buğdayı tercih ederim. Güvenli ve huzurlu bir fakirlik, korku içindeki bir zenginlikten çok daha iyidir.”
Ve tarla faresi, o gece daha fazla beklemeden köyünün ve mütevazı ama huzurlu hayatının yolunu tutmuş. O günden sonra da bir daha asla şehir hayatına özenmemiş.
Masalın Ana Fikri
Bu masal, gerçek zenginliğin maddi varlıklarda değil, huzur ve güvende olduğunu anlatır. Başkalarının gösterişli yaşamlarına özenmek yerine, kendi hayatımızın değerini bilmemiz ve sahip olduğumuz huzurun kıymetini anlamamız gerektiğini öğretir.
Sıkça Sorulan Sorular
Şehir Faresi ile Tarla Faresi masalı kimin eseri?
Bu fabl, Antik Yunan fabl yazarı Ezop’a atfedilen klasik bir hikayedir.
Tarla faresi neden şehre gider?
Şehirde yaşayan kuzeninin anlattığı zengin ve lüks hayata özendiği için şehre gider.
Tarla faresi neden köyüne geri döner?
Şehirdeki hayatın lüks olmasına rağmen sürekli tehlike ve korku içinde olduğunu fark eder. Huzurlu ama mütevazı hayatını, korku içindeki zenginliğe tercih ettiği için geri döner.
Bu masal neyi eleştirir?
Masal, lüks ve zenginlik uğruna güvenlikten ve huzurdan vazgeçmeyi, ayrıca başkalarının hayatına özenerek kendi mutluluğunu göz ardı etmeyi eleştirir.
Masalın ana dersi nedir?
En önemli ders, ‘Güvenli ve huzurlu bir fakirlik, korku içindeki bir zenginlikten daha iyidir’ sözüyle özetlenir.
Bu hikaye gibi daha fazla ders veren fabl okumak isterseniz, en sevilen fabl örnekleri yazımıza göz atabilirsiniz. Ayrıca diğer hayvan masalları da ilginizi çekebilir.
